Ne aydınlık ne
karanlıktı hava,alacakaranlık sarmıştı gökyüzünü, yürüyen nazlıcan
adımlarını hızlandırdı.Bir an önce evine ulaşmak istiyordu. merdivenleri
soluk soluğa çıktı , biran önce içeri girip evdeki ikinci beniyle başbaşa
kalmak istiyordu, mutluydu yuvasında hiç olmadığı kadar hemde, huzur
buluyordu. Burası Nazlıcan'ın kendini kazandığı yerdi. Şöyle bir
soluklanarak rahat birşeyler geçirdi üstüne , lambanın düğmesine keyifli ce
bastı, uzandı hemen ,yumuverdi gözlerini bir önceki alacakaranlık günü gibi.
Daldı gitti düşlere. . . tavanı gökyüzü olarak düşledi yanan lamba onun
yıldızıydı hemde en parlak yıldız elini uzatsa tutuverecekti yıldızını ama
uzatmadı , ona ışık veren yıldızını hapsedemezdi avuçlarının içine. Tabana
kaydırdı gözlerini , odane ayakları mavi sular içindeydi irili ufaklı
balıklar bacaklarının yanından süzülerek edalı edalı yüzüyorlardı. denizin
dibi nede güzeldi başka bir dünyaydı ,mavi sularda yeşil yosunlar ayakta
dimdikdiler,Bir an düşündü acaba balıkmı olsam, yoksa yosun mu, yoksa,yoksa
derken hayır deniz olmalıydı o. Gözlerini beyaz duvarlara çevirdi, cansız
duvarlara can vermek istedi , tuvali hazırdı işte ne duruyordu aldı elin
boyalarını kendini resmetti önce ,yüreğinde pır pır ederek duran güvercini
çıkardı yavaşca omuzuna koydu, ellerine baktı uzun uzun daldı gitti.Benim
sevgim ellerimde olmalı diye düşündü ben sevgiyi yüreğimde tutamam neye
yarar içi sevgi dolu olmak , neye yarar özgür bırakılmayan sevgi . . .
elleri yüreğine gitti bir çırpıda çıkarıverdi sevgiyi, işte sevgi
avuçlarındaydı artık dağıtabilirdi kolayca. . . .
Fazilet'den :
Yaşamda kimse
yalnız kalmaz yeterki içinizdeki beni çıkartın dışarıya. . .
Ve Sevginiz avuçlarınızda kalsın , hapsetmeyin yüreğinize. . . . .
Hikayeyi Gönderen : Fazilet
Çolak
|